Özgürlük ve zorunluluk arasında mutlak bir ilişki olduğunu düşünmek çok zor değildir.Ancak yaşantımız boyunca farkında olmadan zorunluluklarımızın içerisinde kalıyor ve kimi zaman zorunluluklarımızı özgürlüklerimiz sanacak kadar bozuyoruz düşünce dünyamızı.Oysa ne bir evde belirli bir işi yapmaya gerçekten mecburuzdur,nede o şekilde yaşamak zorundayızdır.Hayatımızda yalnızca göze alamadıklarımız ve bedelini ödeyemediğimiz için sahip olamadıklarımız vardır.Mecburen yaşadığımız bir çevrede mecburen yapmak zorunda olduklarımız vardır,mecburi mutluluklar,üzüntüler,mecburi acımalar..Hiç kimse görmediği bir dedesi öldüğü için gerçekten ağlamaz ama kendisini zorlayıp iki damla gözyaşı dökenimiz de olmuştur herhalde.
Engels bir anlamda bu konuya dair kısa bir açıklama yapmıştır."Özgürlük zorunluluğun kavranmasıdır" demiş ve zorunluluğun kavranmasının aslında özgürlüklerimizin temeli olduğunu bir şeyleri göze almanın ancak zorunluluğun kavranmaasıyla mümkün olduğunu ifade etmiştir.O halde özgürlük yalnızca zorunluluğu kavrayanlara vardır.Ne evinde kocasından dayak yiyen kadına nede eylem sırasında film izleyen sosyaliste..